Akıl Kuran ve Sünnet

İlmi eğitimden yoksun Kur’an Ahlakı ile ahlaklanamayan, bazı Kardeşlerimizin Tekfirci yaklaşımları beni rahatsız etmektedir. Çünkü kişi bilmediğinin düşmanıdır Mutezile Vahhabi Ehli Sünnet gibi İslam ekollerinin çıkış nedenleri ilmi dayanakları vb hususları bilmeden bunlara Sapık vb kavramlar kullanılması İslam şahsiyeti üzere olan kişilere yakışmamaktadır.

Eğer bir ekolün hatasına rastladı iseniz bunu en güzel şekilde dile getirmek dururken hemen holiganca bir uslup ile tekfir etmek hangi dinin ahlakına girer bunu yapanlara soruyorum ?Yıllarca Müslümanları birbirine kırdıran Mezhep holiganları asla ümmete fayda sağlamadılar bilakis ümmeti fırkalara bölerek güçsüz bir duruma getirdiler..Dillerinden vahdeti düşürmeyip Müslümanlar arasına teferruat hususlarını ikide bir sunarak sözüm ona kendilerini fırkayi naciye diğerlerini dalalet ehli gösterenleredir.

İnançta birbirinden bağımsız düşünülemeyecek olan,Öncelikle Akıl=Kuran=Sünnet ve diğerlerini birbirinden kopararak yol almaya çalışanlar sadece kendilerini kandırmaktadırlar..Kur’an öyle bir kaynaktır ki isteyen istediği hususta delil sunabilir lakin bunu yapmaya çalışanlar Kur’an bütünlüğünden öte Yahudileşme eseri olan parçacı bir birinden bağımsız yaklaşımlar ile kendilerini haklı çıkarabilmektedirler…İmam Ali’nin bu konuda haricilere gönderdiği sahabelere özellikle onlar ile Sünnet=Hadis ile konuşun söylemi Kur’an ile tartışmaya girildiğinde her iki kesiminde kendini haklı çıkaracak delilleri bulabilmesinden ötürüdür…

….Namaza yaklaşmayın…. ayetini kesip alınca kendi kıt akıllarına göre kendilerini haklı görebilenler kes böl parçala yaklaşımı ile Kur’an’ı kendi heva ve heveslerine göre yorumlayabilmektedirler…

Yıllarca nakli esas alıp Akıllarını kiraya veren bazı şahışlar bugünkü Emevi zihniyetinin ürünü olan Halkın dini anlayışını hakim kılmışlardır .Münazara hususunda en son tartışmak istediğim husus islam ekolleridir.

Ben ehli sünnet olmasamda tüm ailem ve dostlarım bu kesimden o yüzden kimsenin inancına karışmak istemiyom ve aynı zamanda saygı duyuyom, eğrisi ve doğrusu ile ama inandığım değerlerede asla laf ettirmem her hususta delilleri ile savunurum da Mutezileye Sapık diyebilecek kadar cesaretli google alimlerini kaale dahi almıyorum…

Ekollerin çıkış sebeplerinin temelinde Fasık yönetimler vardır sindirilmiş insanlar o yönetimlere karşı hakkı haykıramadıkları için sessizliğe bürünüp kendilerinden sonra takipçileri olacak şahıslarıda sessizliğe mahkum etmişlerdir…Hakkı haykıran Alimer ise darağaçlarında sallandırılmışlardır yada zindanlarda İmam Ebu Hanife İmam Şafii İmam Ahmet İmam Malik Şeyh said Üstad Saide Kurdi İmam Zeynelabidin İmam Hüseyin vb Binler….

Şia-Sünni-Mutezile-Vahhabi vb kim olursa olsun baş tacımdır ama Hakikatleri sadece yanlışlarını almadığım gibi eleştirmesinide bilirim bu konuyu açmamın sebebi bir kardeşimizin ikide bir Mutezileye sapık fırka diye ithamından dır yoksa bu tür suni gündemler ile uğraşacak zamanım yoktur…

Allah Resulü yaşadığı dönem içerisinde bulunduğu bölgedeki insanları yeterince aydınlatmasından ötürü farklı bir arayışa ihtiyaç bırakmamıştır.İnsanlar arasında dengeli ve sistematik bir anlama ve anlatma faaliyetini sunarak.
İslam sınırlarının genişlemesi neticesinde farklı kültür ve etnik kimliklerin artması yeni yorumlara kapı aralamıştır.İlk örneğini Kur’anın toparlanması olarak görebilmekteyiz.Daha sonraki dönemlerde Hz Ömer döneminde vilayetlere ”Muallim” sıfatı ile giden sahabeler farklı kültür ve etnik kimlik sahiplerinin ihtiyaçlarına cevap vermenin gerekliliğini iyi bilmekte idiler.
Bu çaba ve anlayışlara kimi zaman bireysel kimi zaman grup çalışmaları şeklinde yapmışlardır.Bu çalışmalar neticesinde insanlar arasında belli fikirler ekseninde düşünce okulları oluşmaya ve onların ortaya koymuş oldukları sistematik düşünceler etrafında yeni ekoller var olmaya başlamıştır.
Bu düşünce sistematiği içerisinde ”Kelam” ekolü ihtiyaçlara cevap verme hissi ile hareket ederek sorunlara çözüm üretmeye başlamıştır.
İslam çoğrafyasında ekollerin hemen hepsi ırak bölgesinde ırak bölgesinde ortaya çıkmıştır.Buda bizlere o bölgenin şartlarının bu tür oluşumlara zemin olduğunu göstermektedir.Bölgenin siyasi yapısı nazara alındığında ekonomik ve siyasal boyutu dini zemini oluşturmuştur. O asra baktığımızda en üst belirleyici unsur din olarak görülmekte ve fikri akımların burda neşet etmesine imkan kılmaktadır.
İslami ekoller bu yapılanmalar içerisinde kimi zaman gizli olarak faaliyetlerini yürütürken kimi zaman aşikar olarak yapmışlardır…İmansız amel yoktur Ya da İdareci İmanlı ama amelsiz olduğunda Amelsiz iman yoktur gibi sözler zalim idarecilere karşı söylenmiş hakikatleri temsil etmektedir….
Siyasi ve Kelam yönünden sessiz kalan gruplar Mutezile Alimleri Şia Alimleri Sünni Alimler vb tüm ekollerin çıkış noktalarını inşaallah detaylı bir şekilde izah etmeye çalışacağım ….
Örneğin: İdareci zalim olduğu zaman İlim ehli olanların onlara açıktan söz söyleme hakları gasp edildiğinden farklı yollar ile yönetimin zalimliği deşifre edilmeye çalışılmıştır..

İslam dini her zaman dinamik bir yapıya sahiptir. Durağan değildir Vahiy ve akıl insanın din anlayışını ortaya koyar. İslamın temeli ‘’Tevhid merkezli’’ iman ibadet ve diğer evrensel ilkelerdir. İnsanların dini doğru anlayabilmeleri için doğru bir tarih bilincine sahip olmaları gereklidir. Her ne kadar geçmiş olarak kullanılıyorsa da bizlere ulaştırdığı vesikalar yaşamsal olaylar vb bizlere ibret ve ders vermek için önemlidir.
Mezheplerin çıkış süreci din anlayışında farklı anlayışların kurumsallaşması sonucu ortaya çıkan beşeri oluşumlardır. Temel iman esasları olan Allah’a ahiret gününe peygamberlere meleklere kitaplara vb inanıyor ve iman ediyor ise Müslüman’dır İslam dairesi içerisindedir. Hiç bir mezhep imamı ben mezhep kuruyorum iddiası ile çıkmamıştır. Bilakis kendi asırlarında karşılaştıkları sorunlara çözümler bulmak için uğraşmışlardır bunları kurumsallaştıranlar sonraki takipçileridir.
Mezhepli olmayı bir kenara bırakıp günümüzde ‘’Mezhepçilik’’ yapan anlayışlar İslama hiçbir şey kazandırmadıkları gibi İslam dairesi içerisinde yaşamaya çalışan Müslümanları bölmeden başka bir işe yaramamışlardır. A ve B gibi isimlendirmeler etrafında sosyal ve ekonomik alandan uzak insanların sorunları ile ilgilenmeyen kafa yapıları oluşturmuşlardır…
Mal biriktiricilerinin egemen olduğu bir toplumda insanları bölme hareketlerine daha çok imkan sağlayarak. Sosyal adalet sağlanmadan Kur’ani müeyyideleri uygulamaya çalışarak sözde Kur’ani ruhu inşa etmeye çalışmak kadar Kur’an ruhuna aykırı hiçbir şey yoktur.
Bu dönüşüm, Allah resulünün yaşamış olduğu dönemde ruhları harekete geçiren Kur’an örnekliği ile tarihi şartlara uygun sorumluluk bilincini kuşanma anlama ve çözme ile gerçekleştirilebilir. Asırlar boyunca yapıla gelen Bizans veya Pers imparatorluklarına yakın olan Emevi ve Abbasi monarşisini Kuran’dan bazı ayetler ile meşrulaştırmaya çalışanların yapmış oldukları aldatmalardan arınarak.
İnanç sistemi ne olursa olsun, bütün insanların en büyük düşmanı para putperestliği, ekonomik gücü elinde bulundurmadır. Bu düşman güçlere karşı insanları harekete geçirecek gerçek kaynaklara dönmek, sosyal adaletsizliklere karşı bir bütünlük içerisinde birleşmek ile olur.
İslam’ın hayranlık uyandıran en büyük özelliği, her yönü ile evrensel olmasıdır. Allah’ın insanoğlunu yaratmasından bugüne kadar var olan en önemli esas evrensel bir anlayış olan İslam ahkamının hakim olduğu yaşamsal şartların oluşturulmasıdır.
Bu yaşam şartları oluşturulmadan İslam adına ‘’Şeriat’’ı uygulanamaz.Sosyal adalet ve tevhid inancını tesis etmek ile ancak hayata hakim kılınabilir. İslam tarihinde Kur’an’i bir emir olan hırsızlık yapanın elini kesme hakikati Hz Ömer döneminde sosyal adalet sağlanamadığı ve kıtlık olduğu için uygulanmamıştır.
Günümüzde eğer tekfir yapılacak ise öncelikli olarak tekfir edilecek kişilere ne kadar hakikati anlatabildik yaşadık hayata hakim kılabildik gibi soruları kendimize sormamız lazım kendisini eleştiremeyen vicdan muhasebesi yapamayan anlattığını yapmayan kişiler isek önce kendi hayatımızı Kur’an’a uyarlamak zorundayız emin olun tekfir etmek çok kolay bir hal almış ve aşırılığa kaçmıştır…
İnsanların emeğini gasp eden hakkını tam olarak vermeyen mülkü kendi tekellerine alarak Mülk yalnızca Allah’ındır ayetini görmezden gelen anlayış sahibi Müslümanlar sayesinde insanlar dinden uzaklaşmış ve sapkın yollara düşmüşlerdir Allaha emanet olunuz…

 

 

Bir önceki yazımız olan Âşıkların İmamı başlıklı makalemizde Dini Şiirler, hz hüseyin ile ilgili şiirler ve Hz. Hüseyin hakkında bilgiler verilmektedir.

Etiket(ler): , , , , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.