Huzur ve mutluluk

Huzurla mutluluk arasında ince bir nüans vardır. Yani, mutluluk, sahip olduğumuz dünyevi imkânlar ile de ilişkili olurken gönül ülkesinde doğup gelişen ve kalbi olarak kişiye iyilik hali veren bir durumdur. O yüzden daha ziyade teslimiyet gösteren kimselerin ülkesinde yeşerirken mutluluğun bir ayağı daima heveslerimize uzanır. Mesela bir kişinin “her şeye sahibim, evimi arabamı değiştirdim, yıllardır görmediğim bir arkadaşımla karşılaştım o yüzden çok mutluyum” dediğini işitirsiniz. Çünkü mutluluk sahip olduklarımızla orantılı olarak artar ya da azalır. ise daha çok iç dünyamızda olup biten bir şeydir ve maneviyatımızla da alakalıdır. Mesela bir kişinin “ibadetlerimi yaptım, sorumluluklarımı yerine getirdim, faydalı şeyler yaptım huzurluyum” dediğini görürsünüz. Bu kimse ebediyete kadar uzanabilen bir arayışındadır çünkü…

Bugün insanlarımız, geçici mutluluklar peşinde koşuyor ve bütün hayallerini bunun üzerine bina ediyorlar. Huzur ise hakikatten beslendiğinden, pek az kimsenin peşinde koştuğu ve elde edebileceği bir şeydir.

Çünkü “huzur”un bir yüzü inanç, ibadet, teslimiyet, tevekkül, iyilik ve erdemlere bakar. Vicdanınız, aklınız ve gönlünüzü ikna etmiş ve iyilerin safında yer tutmuşsanız . Ama, ihtiras, isyan, hased, yalan, haksızlık ve kötülüğün olduğu yerde huzurdan bahsedemezsiniz. O yüzden iyilerin, küçük şeylerle de huzuru yakaladıklarını ve kendilerini iyi hissettiklerini görürsünüz.

Kötülüğün tezahürleri mutsuzluk ve iç sıkıntısıdır. İyilikler ise kişiye verir. O yüzden iyilerin, bakış açıları yaşam tarzları insana ve eşyaya verdikleri anlamlar çok daha farklıdır. Çünkü onlar olaylara doğru tarafından bakabilmektedirler.

Bir önceki yazımız olan Nasıl bakarsanız öyle görürsünüz başlıklı makalemizde Dini mabede, insanlarımız ve hakkında bilgiler verilmektedir.

Etiket(ler): , , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.