Sağlık-Bilim-Teknoloji – İslami Sohbet

Çok Sayıda İnsan, Tansiyonunun Yüksek Olduğunun Farkında Değil

Yüksek tansiyon; kalb krizi ve inmenin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir risk faktörüdür. Kalb, Akciğer ve Kan Millî Enstitüsü’ne göre ABD’de yaşayan her üç yetişkinden birinin tansiyonu yüksektir. 69 binden fazla kadın ve erkekte yapılan ve neticeleri Circulation dergisinde yayımlanan 30 yıldan fazla süreli bir çalışma, bu yetişkinlerin yaklaşık dörtte birinin hipertansiyonu olduğunu bilmediğini göstermiştir.

Yetişkinlerde normal kan basıncı 120’ye 80 mmHg olarak kabul edilmektedir. Yakın zamana kadar kişinin yaşı kaç olursa olsun, tansiyonun ancak 140’a 90’dan yüksek olması durumunda hipertansiyon teşhisinin konulabileceği kabul ediliyordu. Neticeleri Journal of American Medical Association’un Aralık 2013 sayısında yayımlanan bir çalışmada, yaşı 60’ın üzerinde olanlar için büyük tansiyonun 140 ile 150 mmHg arasında olması hâlinde ek bir risk bulunmadığı tespit edildi. Bu yüzden 60 yaşın üstündekilerde tedaviye başlama sınırının artık 150 mmHg çıkarılması söz konusu. Bu, hipertansiyon ilâçlarının yan tesirlerinin bulunduğu ve maliyeti dikkate alındığında müspet bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. (WebMD News from HealthDay 18 ve 23 Aralık 2013)

Vitamin Destekleri Hayat Süresini Uzatmıyor; Kalb Hastalığına ve Hafıza Kaybına Mâni Olmuyor

Yaklaşık altı bin, 1700 ve 450 bin kişide yapılan üç araştırma, günlük vitamin kullanımının üzerine müspet tesirinin olmadığını gösterdi. Bu araştırmaların neticelerine göre multivitamin ve mineral destekleri plasebo haplarından (boş-tesirsiz haplardan) daha tesirli değildi. Bazı vitaminlerin yüksek dozlarının zararlı olabildiği de bilinmektedir. Bu yüzden neticeleri Annals of Internal Medicine’da yayımlanan bu çalışmaları yapan uzmanlar, çoğu kişinin faydalı olmayan, tersine zararlı olabilen bu vitaminleri almayı bırakması gerektiğini söylemektedirler. (WebMD News from HealthDay 16 Aralık 2013)

Üç Boyutlu Yazıcılar ve Canlı Hücre Üretimi

Son zamanlarda, gerek sahasında, gerekse aktüel alanda yapılan haberlerde “üç boyutlu yazıcı” ifadesini sık duyar olduk. Bugüne kadar “yazıcı” denince kâğıt veya benzeri satıh (alan) üzerine yazı veya resim çıkaran bir cihaz akla gelirdi. Bir satıhtan söz ediliyorsa, iki eksen var demektir; üçüncü bir eksen ise, hacim mânâsındadır. Bu yazıcılar, bilgisayarda üç boyutlu tasarımı yapılmış veya modellenmiş bir cismin, mücessem olarak elde edilmesini sağlamaktadır. Bu tip cihazların kullanım yerlerine her geçen gün yenileri eklenmektedir.

İlk zamanlar, modelleme maksatlı kullanılan üç boyutlu yazıcılar, bugün fabrikaların “ar-ge”lerinden sanat merkezlerine kadar çok farklı sahalarda kullanılmaktadır.

Bilinen yazıcılar, kâğıt ve mürekkep kullanırken, üç boyutlu yazıcılar, elde edilecek cismin yapılacağı malzemeleri kullanır. Bilgisayar programı, basılacak cismin alttan üste doğru (milimetrenin beşte biri kalınlığında) kesitlerini alarak iki boyutlu şekiller (tabakalar) üretiyor. Yazıcıya düşen iş, bu tabakaları en alttan başlayarak sırasıyla üst üste yerleştirmektir. Bu yerleştirme işlemi, bazen bir plâstik veya metal folyoyu lâzer ile şekillendirme olabildiği gibi, bazen de belirlenmiş alana püskürtülen veya boya gibi sürülen kıvamlı sıvı şeklinde olabiliyor.

Üç boyutlu yazıcı mantığı ile geliştirilen ve “biyo-yazıcı” olarak adlandırılan sistemler, tıp alanında insan dokularının benzerlerinin üretilmesi gayesiyle kullanılmaya başlandı. Belki ilk ânda inanılması güç olabilir; ama bu yazıcı ile insan hücresinin bir kopyası üretilebiliyor.

Bu tarz çalışmalar, kanser hücrelerine uygulanacak ilâçların tesirini artırmak ve bunu kanser hücrelerinin gelişiminden daha hızlı başarmak için yapılıyor. Biyo-yazıcıda kullanılan malzeme, “biyo-mürekkep” olarak isimlendiriliyor. Hücre, bir lâboratuvar kabı (petri dish) veya mikroskop lamı veyahut benzeri bir taban üzerinde inşa ediliyor. Diğer üç boyutlu yazıcı çalışmalarına benzer şekilde ilk yapılan, üzerinde çalışılan tümör hücresinin veya dokunun bilgisayarda üç boyutlu modelinin elde edilmesi… Bu işlem, gelişmiş görüntüleme teknikleriyle yapılıyor. Doku yazılacak ise, önceden kültürlenmiş hücreler; hücre yazılacak ise, hücreyi meydana getiren malzemeler yazıcıya malzeme (biyo-mürekkep) olarak veriliyor. Sistemi kullanan tıp adamları, şimdiye kadar, sistemlerin iç içe olduğu kompleks çalışan bir canlı hücreden bu kadar bilgi elde edemediklerini ifade ediyor.

Bir önceki yazımız olan Prematürelere anne kokusuyla tedavi başlıklı makalemizde anne kokusu, dini chat ve Dini sohbet hakkında bilgiler verilmektedir.

Etiket(ler): , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.