Sürüngen Hareketleri – İslami Sohbet

Tek hücrelilerden balinalara kadar bütün canlılar, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için hareket etmeye programlanmıştır. Yaşadığı yer, beslenme şekli ve ihtiyaçları farklı olan her canlının hareket kabiliyeti de birbirinden farklıdır. Yürümek, uçmak, yüzmek, sürünmek veya tüneller kazarak ilerlemek bunlardan birkaçıdır. Canlılar, bu hareketleri yapmalarını sağlayacak ayak, kanat, yüzgeç, pençe gibi uzuvlarla donatılmıştır.

Canlıların hareketi, çok sayıda yapının uyumlu bir şekilde çalışması neticesinde sağlanmaktadır. Bu yapıların bütününe “hareket sistemi” adı verilir. Bu sistemi teşkil eden yapılar birbirine benzerdir; ancak canlının vücudunda bulunduğu yerler, sayı ve münasebetleri bakımından farklılıklar arz eder.

Allah (celle celâluhu), tek hücreli canlıların dahi ihtiyaçlarını gözetmiş ve karşılamıştır. Kimine, paramesyumdaki (terliksi hayvan) gibi siller (tüycükler), öglenadaki gibi kamçılar verirken, kimine de sitoplâzmalarında bulunan ve kasılıp gevşeme özelliği olan proteinler vasıtasıyla anlık kullanabilecekleri “yalancı ayaklar” vermiştir. Sadece tek hücreliler değil, diğer birçok canlı da yürümeyi sağlayan el-ayak gibi uzuvları olmadığı hâlde veyahut ortamına göre uzuvlarını kullanmadan, hareket edebilmektedir. Bazı kertenkelelerin kumlu yüzeylerde hareket edebilmek için ayaklarını kullanmadığı, gövdesinin üzerine kıvrılarak veya sürünerek yol aldığı bilinmektedir. , yumuşakçalar ve solucanlar ise, el-ayak gibi bir uzuv taşımamaktadır. Bu canlıların uzun ve esnek yaratılmış gövdeleri; üzerinde kıvrılmak suretiyle ilerlemelerini, dar çatlaklara girebilmelerini, toprağın altında veya bir diğer canlının sindirim sisteminde (parazitler) rahatlıkla hareket edebilmelerini kolaylaştırmaktadır. Bu canlılardan bazıları, Sâni-i Hakîm’in bahşetmiş olduğu kabiliyetlerle saniyede boylarının birkaç katı mesafeyi alabilmektedir.

Gövdesinin üzerinde sürünerek ilerleyen canlılar, vücutlarını ancak belirli şekillerde hareket ettirdikleri takdirde, ağırlık merkezlerini ileriye doğru itebilir. Dalgalı hareketlerle ilerleyen bu hayvanların öne doğru asgari bir hareketinin olabilmesi için, ortamdaki vücut ve kuvvetlerinin bileşkesinin ileriye doğru olması gerekir. Bu hayvanların belirli bir sürate ulaşabilmesi, uygulanan bileşke kuvvetinin büyüklüğü ile doğru orantılıdır. 

Sürüngenlerin karada yaptığı hareketlerde, hareket bileşenlerinden olan sürtünme kuvvetlerinin büyüklüğü yanında, vücudun atalet (eylemsizlik) kuvvetleri ihmal edilebilir. Yani böyle bir canlının karada hareketini durdurmak için kıvrılmayı bırakması yeterlidir; çünkü burada sürtünme kuvveti oldukça fazladır. Bununla birlikte, sudaki bir yılan, kıvrılmayı bıraksa dahi atalet kanunundan dolayı mevcut hızı sebebiyle bir müddet daha ilerlemeye devam edecektir. Buna rağmen karada ve suda ilerleyebilen bazı yılan türleri, karadan suya veya sudan karaya geçtiklerinde, hareketlerini aynı süratte devam ettirebilmektedir. Oysa bizim en düşük süratte dahi olsa hareket hâlindeki bir vasıtadan inerken dengemizi kurmamız zaman almaktadır.

Kuzey Afrika çöllerinde yaşayan kertenkelesi, yarım saniyede vücudunu tamamen kuma gömebilmekte ve kumun içerisinde saniyede boyunun iki katı mesafe alabilecek hızda ilerleyebilmektedir. Dışarıdayken hareket etmek için uzuvlarını kullanan bu , kuma gömüldüğünde ayaklarını vücudunun yanlarında sabit bir şekilde tutmakta ve sadece vücuduyla yılankavi dalgalar çizerek ilerlemektedir.

Yılanlar ve bazı kertenkele türlerinin harikulade hareketleri, mantığımızı oldukça zorlamaktadır. Boyları 10 santimetre ile 10 metre arasında değişen yılanların vücut mimarisi temelde benzerdir: sert pul ve plâklarla kaplı, tüp biçiminde esnek bir gövde.

El-ayak gibi uzuvları olmadan dik bir şekilde ağaçlara çıkabilmeleri, karada ilerlerken hareket şeklini değiştirmeden suya dalıp suda da ilerleyebilmeleri ve bazılarının, iki metre uzunluğundaki kara mamba yılanı gibi, saniyede beş metre hız yapabilmeleri bu harika varlıklara bahşedilen üstün özelliklerden birkaçıdır.

Yılanların sırt kısımlarındaki baklava dilimine benzeyen pullar, karın bölgesinde ise arka ve yan istikametlerden destek alarak öne hareketlerini kolaylaştıran ince uzun şeritler şeklinde yerleştirilmiş plâklar olduğu görülür. Yılanların derisi sürtünmeye mukavemetli olduğu gibi çok da sert değildir. Pul ve plâklarla kaplı bir deri bahşedilmiş olduğundan, yılan hem kolayca kıvrılabilmekte, hem de sürünürken derisi tahriş olmamaktadır. Bu canlıların narkozla uyutulmasıyla yapılan incelemelerde, pulların tanzim şeklinden dolayı öne doğru kolayca hareket edebildikleri, yana doğru çekildiklerinde ise, hareketlerinin zorlaştığı belirlenmiştir. Pul ve plâkların bu şekilde tanzimi sadece canlının hareketiyle alâkalı değildir. Aynı zamanda besinleri yutarken derilerine esneklik de kazandırmaktadır. Yine incelemelerde, hareketlerinin, gövdelerinin zemine teması ile irtibatlı olduğu da belirlenmiştir. Gövdeleriyle zemin arasına yılanın kıvrılmasına mâni olmayacak şekilde bir giysi yerleştirildiğinde, yılanın olduğu yerde kıvrıldığı ve mesafe kat edemediği görülmüştür.

Lâboratuvar ortamında oluşturulan yılan modelinde bütün faktörler taklit edildiği hâlde model yılanın hareketinin, gerçek yılanın hareketinin sadece yarısı kadar olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun sebebinin, yılanların, hareket ettikleri zemindeki girinti ve çıkıntılara göre zemine temas eden vücut ağırlıklarını dağıtmaları olduğu düşünülmektedir.
Kâinatta hiçbir şey sebepsiz veya tesadüfî olmadığı gibi yılanların üzerine harikulade ayarlarla nakşedilmiş pul ve plâkların tanzimi de tesadüfî olamaz ve şuursuz tabiata verilemez.

Kaynak

– “Wiggling Through The World.” Daniel I Goldman, American Scientist, Volume 98

Bir önceki yazımız olan Yumurta Sperm Buluşması - İslami Sohbet başlıklı makalemizde Buluşması, Sperm ve yumurta hakkında bilgiler verilmektedir.

Etiket(ler): , , , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.