Cennette erkekler kadınlardan daha mı güzel olacaktır?

Cennette dünyadakinin aksine erkeklerin kadınlara nazaran daha güzel olacağı doğru mudur?

Dünyada Cenab-ı Hakk’ın cemalî sıfatları daha çok kadınlarda gözükmektedir. Dünyadaki güzellikler ise cennetin numuneleri olduğundan perdeler arkasındaki bu güzellikler cennette gerçeğiyle tezahür edecektir. Cennette dünyadakinin aksine erkeklerin kadınlardan daha güzel olacağına dair herhangi bir nass bulunmamaktadır.
Hurilerden daha üstün tutulmuş cennet hanımlarının güzellikleri Peygamber Efendimiz’in (asm) hadis-i şeriflerinde şöyle tavsif edilmiştir:
“Dünya kadınları Cennete girdikten sonra kötülüklerden, kıskançlık ve benzeri çirkin huylardan arınacaklar, içleri de dışları gibi berrak ve ter temiz olacaklar. Güzellikte hurileri geçecekler.” (Müslim)
“Onların vücutlarının güzelliği ile letafetinden dolayı her birinin baldırındaki kemiğin iliği etinin üstünden görünür. Onların aralarında ne ihtilâf vardır, ne düşmanlık, ne de çekememezlik.” (Müslim)
‘Elbisenin yüzü astarından kıymetli olduğu gibi, dünya kadınları da hurilerden üstündürler…’ (Taberani)
Allah’a emanet olunuz.

islam, islami sohbet, dini sohbet, dini chat, nur sohbet,dini sohbet odaları, islami sohbet odaları, dini sohbetler, islami sohbetleri

Firdevs-i a'la cennetin hangi mertebesidir?

Firdevs: Lügatte; Her çeşit bitkiyi cem’eden bahçe, bostan. Üzüm asmalarının bulunduğu bahçe. Cennet, Cennette altıncı kat.

Hz. Enes (ra) anlatıyor: “Ümmü Hârise (ra), Resûlullah’a (asm) geldi ve:
“Ey Allah’ın Resulü! Bana Hârise’den haber ver!” dedi. -Harise, Bedir günü isabet eden serseri bir ok sebebiyle ölmüştü.- (Kadın devamla): “Eğer cennetteyse sabredeceğim, değilse (dünya evinde olduğum müddetçe) ağlamaya devam edeceğim” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
“Ey Ümmü Hârise! [Cennetin tek bir bahçe olduğunu mu sanırsın?] Cennette bahçeler var. Senin oğlun ise, Firdevs-i a’lâ’ya kondu” buyurdular. [Bunun üzerine kadın gülerek geri döndü.]” [Buhârî, Cihad 14, Megâzî 9, Rikâk 51; Tirmizî, Tefsir, Mü’minun, (3173).]

Ubade İbnu’s-Samit (ra) anlatıyor: “Resulullah (asm) buyurdular ki:
“Cennette yüz derece vardır. Her bir derecenin diğer derece ile arası, sema ile arz arası kadar geniştir. Firdevs bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Bunun üstünde Arş vardır. Allah’tan cennet istediğiniz vakit Firdevs’i isteyin.” [Tirmizî, Cennet 4, (2533).]
Hadislerde cennetin çeşitli dereceleri olduğu belirtildiği gibi, Firdevs cennetinin en üst tabakayı teşkil ettiği de belirtilmektedir. Firdevs cenneti hepsinin yukarısında, hepsinden üstün olduğu için Allah’tan öncelikle bunun taleb edilmesi tavsiye edilmiştir. (Kütüb-i Sitte)
İnsanların dünyada elde ettikleri makamlarına göre Allah (cc) ahirette farklı cennet tabakaları yaratmıştır. Cennet’in birçok tabakası vardır. Ayetlerde adları geçen Cennet tabakaları, Cennet’in en yüksek tabakalarıdır. Çünkü bu tabakalarda da birçok tabaka vardır. Nitekim Allah Teâlâ’nın Nâim Cennetleri veya “Firdevs Cennetleri” şeklindeki çoğul ifade eden ayetleri buna delildir. Ayrıca Ümmü Hârise hadisinde bu gerçek Hz. Peygamberin dilinden ifade olunmuştur. Ümmü Harise Bedir’de şehit olan çocuğu hakkında Hz. Peygamber’den bilgi almak üzere gelmiş ve ona Rasûlullah birçok Cennet olduğunu belirterek, çocuğunun da “Firdevs-i Â’lâ’da” olduğunu söylemek suretiyle teselli etmiştir (Mansur Ali Nâsıf, et-Tâcü’ el-Câmi’ li’l-Usul, fi Ahadisi’r-Rasûl, Istanbul (t.y.), V, 4033).
Buhârî’nin bir rivayetinde Hz. Peygamber, Allah yolunda savaşan mücâhidler için Cennet’te yüz derece (tabaka) hazırlandığını ve iki derecenin arasının yerle gök arası gibi olduğunu haber vermekte ve sözlerine devamla “Allah’dan istediğiniz zaman Firdevs’i isteyin… Çünkü Firdevs, Cennet’in ortası ve Cennet’in en yükseğidir (…). Firdevs’ten Cennet nehirleri doğar” buyurmaktadır. (Buhârî, Cihad 4)
Aynî, “Firdevs, Cennetin ortasıdır (vasatıdır).” cümlesini, Cennet’in en iyi yeri veya üstünü (efdali) olarak yorumlar ve bu görüşüne “Böylece sizi en hayırlı bir ümmet kıldık” (el-Bakara, 2/143) ayetinde geçen “vesetan” kelimesini delil getirir (el-Aynî, Umdetü’l-Kârî fî Şerhi Sahihi’l-Buhârî, Istanbul 1309, VI, 539). Çeşitli rivayetlerde Firdevs Cenneti’nin güzellikleri dile getirilmiştir.
Bütün ayet, hadis ve âlimlerin yorumlarından Cennet’in birçok tabakası olduğu anlaşılmaktadır. Bu tabakalardan bazılarının daha yüce ve nimetlerinin daha güzel veya daha efdal olması sebebiyle isimleri bize bildirilmiştir. Firdevs Cenneti mertebece en yüksek olan Cennet tabakasıdır. (Ayrıca bkz. et-Taberi, Tefsir, Mısır 1954, XVI. 37-8)
Cennetin kaç kat olduğu ve Kuran’da adı geçen cennet tabakaları hakkında bilgi almak için tıklayınız.
Allah’a emanet olunuz.

islam, islami sohbet, dini sohbet, dini chat, nur sohbet,dini sohbet odaları, islami sohbet odaları, dini sohbetler, islami sohbetleri

Cennet Neşesini Yaşamak

Müslümanlar için dünyada en önemli nimetlerden biri ahirette cenneti kazanmayı umabilmeleridir. Allah dünyayı Müslümanların cennete özlem duyacakları şekilde yaratmıştır. Allah’ın ve ahiretin varlığına iman eden herkes, dünyada var olan nimet ve güzellikler karşısında hep cenneti hatırlayacak, bu nimetlerin geçici olduğunu bilerek cennetteki asıllarını isteyecektir. Nitekim böyle bir kimsenin cennete kavuşma isteği ve bundan duyduğu heyecan, tavırlarından, konuşmalarından, din ahlakını yaşama konusundaki samimi çabasından hissedilecektir.

Müminler cennete kavuşma umudu taşımalarından dolayı sürekli bir heyecan içindedirler. Heyecan ve şevklerinin yanı sıra Rabbimiz’in benzersiz nimetlerine mirasçı kılacağı kişilere vaat edilen cennetle sevinç ve neşe içindedirler.

İncil’de cennet sevincinden şöyle bahsedilir:

O gün sevinin, coşkuyla zıplayın! Çünkü gökteki ödülünüz büyüktür… (Luka, 6. bölüm, 23)

islami sohbet

Cennete En Son Girecek Olanlar Kimlerdir

Buhari ve Müslim’de, İbn Mesud’dan şöyle bir rivayet yapılır:
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:
“İnanın ben cehennemden en son çıkacak cehennem ehli kişi ile Cennet’e en son girecek Cennet ehli kişiyi biliyorum. O bir kişidir ki ateşten sürünerek (veya kalçası ve elleri üzere veya diz ve elleri üzere emekliyerek) çıkar, Allah ona, git de Cennet’e gir buyurur. Gider, ona cennet dolmuş gibi görünür. Döner, yarabbi orayı dolu buldum der. Allah ona git de Cennet’e gir buyurur. Gider, ona Cennet dolmuş gibi görünür. Döner, yarabbi orayı dolu buldum der. Allah ona git Cennet’e gir buyurur. Adam gider, ona Cennet dolu gibi görünür. Döner yarabbi der orayı dolmuş buldum. Allah ona, git Cennet’e gir, çünki sana bir dünya ve on katı daha var, veya dünyanın on katı kadar var buyurur. Adam, Sen hükümdarsın, benimle eğlenir bana güler misin der.

İbn Mes’ud der ki:

Gördüm, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gülüyordu, öyle güldü ki dişleri göründü. Şöyle diyordu:
İşte o adam Cennetteki derecesi (menzilesi) en aşağı olandır.” (Buhari, XI, 418-419. Müslim, 186)

Müslim’in Sahihinde… Ebu Zer’den şu rivayet edilmiştir:
“Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:
“Şüphesiz ben, Cennet ehlinden Cennet’e en son girecek olanını Cehennem ehlinin oradan en son çıkacak olanını biliyorum. O bir adamdır ki kıyamet günü getirilir ve ona küçük günahlarını arzediniz, büyük günahlarını kaldırınız (göstermeyiniz) buyrulur. Ona küçük günahları arzolunur. Kendine falan falan gün şu şu işleri yaptın falan falan günde de şu şu işleri yaptın denilir. Evet, der, kendisine büyük günahlarının arzolunacağı korkusu ve sıkıntısı içinde o küçükleri inkara gücü yetmez. Ona, yaptığın her kötülüğe karşılık sana bir iyilik (hasene) var, denilir. Adam yarabbi ben daha başka şeyler de işlemiştim burada onları göremiyorum der.”

Ebu Zer, “Rasulullah’ı Sallallahu Aleyhi ve Sellem gördüm gülüyordu, öyle güldü ki azı dişleri göründü.” (Müslim, 190, İman kitabı, Cennet ehlinin menzilesi en düşük olanı babı.)
Taberani rivayet eder:

… Ebu Ümame Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir:

“Cennete girecek son adam şöyle bir kişidir ki sırat üzerinde, babası kendisini döven ve kaçan bir çocuk gibi kah karnı kah sırtı üzere gelerek yürür, ameli onu koşturmayacak kadar acz içindedir.

Yarab der, beni Cennete ulaştır ve ateşten koru.
Allah ona, ey kulum, şayet seni ateşten kurtarıp Cennet’e koysam, günah ve hatalarını itiraf eder misin diye vahyeder.

Kul, evet yarabbi, izzet ve celaline yemin olsun ki, beni ateşten kurtarırsan günah ve hatalarımı itiraf edeceğim, der.

Adam sıratı geçer. O sıra kendi kendine, şayet günah ve hatalarımı itiraf etsem, beni mutlaka tekrar ateşe gönderir diye söylenir.

Allah ona, ey kulum, günah ve hatalarını bana itiraf et, seni ateşten kurtarayım, cennet’e koyayım diye vahyeder.

Kul, izzet ve celaline yemin olsun ki ben asla günah işlemedim, hiçbir hata yapmadım, der.

Allah ona, kulum, benim sana karşı delilim var buyurur.
Kul, sağa döner, sola döner kimse göremez.

Yarab der, bana delilini göster. Allah o kulun derisini konuşturur, derisi küçük günahlarım söyler.

Kul hemen, izzetine yemin olsun ki yarab bende daha ne büyükleri var der.

Allah ona kulum ben seni senden daha iyi biliyorum, gel bana günahlarını itiraf et, seni bağışlayayım, Cennet’e koyayım diye vahyeder.

Bunun üzerine kul günahlarını itiraf eder ve cennete girer.

Sonra Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem güldü, ta azı dişleri göründü. Bu ara şöyle diyordu:

Bu kul cennet ehlinin menzilesi en düşük olanıdır, düşünün ondan üsttekiler artık nasıl olur?”

Müslim’in Sahihinde Abdullah b. Mes’ud Radıyallahu Anhu dan şu hadis gelmiştir.

Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:

“Cennet’e girecek son kişi şöyle bir adamdır:
Sırat üzerinde kah yürür, kah yüzüstü kapaklanır, bazan da ateş yüzünü yalar kavurur. Geçip aştığı zaman ateşe dönüp, beni senden kurtaran ne mübarek ne yüce bir varlıktır, der. O Allah bana öyle bir şey ihsan etmiştir ki ne öncekilerden ne sonrakilerden kimseye onu ihsan etmemiştir. Ona bir ağaç gösterilir, ey Rabbim, beni bu ağaca yaklaştırda gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim der.

Allah, ey Adem oğlu, ben sana istediğini versem herhalde başkasını da istersin, buyurur.

Adam hayır yarabbi der, Allah başka bir şey istemeyeceğine dair ondan söz alır. Aslında Rabbi onu mazur görecektir, nelere dayanamayacağını görmektedir. Neyse ağaca yaklaştırır, adam ağacın gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra ona birinciden daha güzel bir ağaç gösterilir.

Adam yarab der. Beni buna yaklaştır, suyundan içeyim, gölgesinde gölgeleneyim, senden, başkasını istemeyeceğim.

Allah, ey Ademoğlu, benden, başkasını istemeyeceğine dair söz vermemiş miydin, seni ona yaklaştırsam bir başkasını da istersin, buyurur. Sonra başkasını istemeyeceğine dair ondan söz alır. Halbuki Rabbi onun mazur olduğunu bilmektedir, onun dayanamayacaklarını görmektedir. Neyse onu ağaca yaklaştırır, adam gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra ona Cennet kapısının yanında Önceki ikisinden daha güzel bir ağaç gösterilir.

Ey Rabbim der, beni bu ağaca yaklaştır da gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, artık senden, başkasını daha istemeyeceğim.

Allah, ey Ademoğlu, bana, daha başkasını istemeyeceğim diye söz vermemiş miydin, buyurur.
Adam, evet ya rabbi artık bu son der. Rabbi onun mazurluğunu bilmektedir, çünki onun dayanamıyacağı şeyleri görmektedir. Onu ağaca yaklaştırır. Ama o ağaca yaklaştırınca adam Cennet ehlinin seslerini duyar. Der ki, yarab beni içeri koy.

Allah, ey Ademoğlu seni benden ne razi edecek? Sana bir dünya bir de mislini versem razi olur musun, buyurur.
Adam, yarab, sen alemlerin Rabbisin, benimle alay eder misin der.”

Bunun üzerine İbn Mes’ud güldü ve niye güldüğümü sormayacak mısınız dedi. Niye gülüyorsun dediler.

Rasulullah da gülmüştü, kendisine niye gülüyorsun ey Allah’ın rasülü dediler, buyurdu ki:

“Adam, sen alemlerin Rabbisin, benimle alay eder misin dediği zaman Rabbül-alemin güleceği için güldüm. Onun o sözüne Allah şöyle karşılık verir:

“Seninle alay etmem. Fakat, ben ne istersem gücüm yeter.”(Müslim, 187, İman kitabı, Cehennem ehlinden son çıkacak kişi babı.)

el-Bürkani’nin Sahihinde de bu kıssanın bir benzeri Ebu Said el-Hudri’den gelmektedir. Olduğu gibi aktarıyoruz;
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:

“Cehennem ehlinin azabı en hafif olanı, ayağına iki nalin giymiş, onların hararetinden dolayı beyni kaynayan kimsedir. Cennet ehlinin menzilesi en aşağı olanı ise şöyle bir kişidir ki Allah onun yüzünü cennet’e doğru çevirmiştir. Ona gölgelik bir ağaç göstermiştir.

Adam ağacı görünce der ki, ey Rabbim, gölgesinde olmam için beni bu ağaca ilerlet.

Allah Azze ve Gelle, umar mısın, seni bu ağaca yaklaştırsam benden başkasını istersin, buyurur.
Adam, izzetine yemin olsun ki hayır der. Allah onu ağaca ilerletir. Sonra ona hem gölgesi hem meyvesi olan bir başka ağaç gösterir.

Adam ey Rabbim der, beni bu ağaca ilerlet de, gölgesinde gölgeleneyim, meyvesinden yiyeyim. Allah, umar mısın, sana bunu versem benden başkasını istersin, buyurur.

Adam izzetine yemin olsun ki hayır der.

Allah onu ağaca ilerletir. Sonra gölgesi, meyvesi ve suyu olan bir ağaç gösterir.

Adam ey Rabim der, beni bu ağaca ilerlet de gölgesinde durayım, meyvesinden yiyeyim, suyundan içeyim.
Allah, umar mısın, bunu yapsam benden başkasını istersin, buyurur.

Adam izzetine yemin olsun ki hayır, der, başkasını istemeyeceğim.

Allah onu ağaca ilerletir.

Orada ona Cennet görünür.

Adam, ey Rabbim, beni Cennetin kapısına ilerlet de, mandalını tutayım (kapısında durayım) der. Başka bir rivayete göre, kapı aralığında durayım, cennet ehline bakayım, şeklindedir. Allah onu oraya ilerletir. Cennet ehlini ve Cennetin içindekileri görür.

Ey Rabbim, der, beni Cennetine koy. Onu Cennete koyar. Adam Cennet’e girince bu benim der.

Allah ona iste der.

Adam ister, Allah ona şunu da iste şunu da iste diye hatırlatmada bulunur. İsteyecekleri bitince Allah, o istediklerin ve onların on katı senindir, buyurur.

Adam evine girer, ceylan gözlü hurilerden iki eşi de adamın yanına gelir, seni bizim için dirilten, bizi de senin için sağ kılan Allah’a hamdolsun derler.

Adam, bana verilenin kimseye bir benzeri verilmemiştir, der.” (Ebu Nuaym, Sıfat el-Cenneh, 446. Ibn Ebi Şeybe, el-Musannef, XIII, 117-119. Müslim, 188 özet olarak.)

Yine Müslim’in Sahihinde el-Muğire b. Şube Radıyallahu Anhu Rasulullah’ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurduğunu nakleder:

“Musa, Rabbine, Cennet ehlinin menzilesi en aşağı olanı hangisidir? diye sordu. Allah buyurdu ki:

O Cennet ehli Cennete girdikten sonra gelen bir kişidir. Ona Cennet’e gir denilir. Nasıl ey Rabbim? der, insanlar konaklarına konmuşlar, alacaklarını almışlar. Ona, dünya hükümdarlarından bir hükümdarın mülkü kadar senin olsa razi olur musun denir. Razi oldum Rabbim der.

Ona o kadarı ve bir misli, bir misli, bir misli daha, bir misli daha, bir misli daha ve bir misli daha senindir denilir. Bu beşincide razi oldum Rabbim der.

Allah, onlar ve on misli ve canın ne ister, gözün neden zevk alırsa senin buyurur.

Razi oldum Rabbim, peki menzilesi en yüksek olan nasıl der.

Allah onlar murad ettiğim, ikramlarını kendi elimle (yedimle) diktiklerim ve üzerini mühürlediğim ve artık hiçbir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği, hiçbir beşer aklına gelmedik şeylere sahip olan kimselerdir, buyurur, işte bunu doğrulayan şey Allah’ın kitabındaki şu ayettir:

“Onlar için gözler nuru olarak neler gizlenmiştir hiç bir nefis bilmez.”(Secde, 17)

Cennet ehlinin yarısı

Cennet ehlinin yarısı
Sual: Hazret-i Âdem’den beri binlerce peygamber, binlerce millet geldi. Onların içinde de iman edenler, Cennete gidecekler vardır. Cennette bizim peygamberimizin ümmeti mi daha çoktur, yoksa diğer peygamberlerinki mi?
CEVAP
Diğer peygamberlere inanan kimse çok az oldu. Hatta birçok peygambere bir kişi bile iman etmedi. Mesela Yahudiler, Hazret-i Musa’ya çok eziyet ettiler. Hazret-i İsa’yı öldürmeye kalktılar. Sonra gelenleri, bin Peygamberi şehid etti. Onun için diğer peygamberlerin iman eden ümmeti az idi. Kıyamete kadar Peygamber efendimize iman edenlerin, diğer peygamberlere iman edenlerin toplamı kadar olduğu bildirilmiştir. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Siz, ehl-i Cennetin yarısını teşkil edersiniz. Cennete ise Müslümandan başkası girmez. Siz ise müşriklere göre siyah öküzdeki beyazlık kadar veya kırmızı öküzdeki siyahlık kadarsınız.) [Buhari]

Bu hadis-i şerif de Peygamber efendimizin ümmetinin, diğer peygamberlere iman eden ümmetlerin toplamı kadar olduğunu göstermektedir.

Cenneti Hakedebilmek

Cenneti Hakedebilmek Zenginlikle, fakirlikle de imtihan ediliyoruz. Zengin kişi sahip olduğu para için ne kadar şükrediyor Allah’a ve bunun ne kadarını Allah rızası için harcıyor? Fakir kişi acaba zengin olmak için yanlış yollara sapıyor mu ya da fakir olduğu için Allah’a isyan noktasına geliyor mu? Yoksa sahip olduğu kadarını da verenin Allah olduğunun idrakine varıp, kendinden daha fakir olanların durumunu düşünüp Allah’a şükran duyuyor mu? Benzer şekilde bir müslüman annesi, babası ya da bir yakını öldüğünde nasıl bir tepki veriyor? Metanetle karşılayıp, yaşamı veren Allah olduğu gibi ölümün de gelmesini doğal mı karşılıyor yoksa Allah’a isyan mı ediyor?

Bu gibi örneklerin onlarcasını hatta yüzlercesini vermek mümkündür. Zira Allah hepimize farklı farklı hayatlar sunarken, farklı farklı da imtihanlar sunuyor. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus imtihan olduğu aklımıza gelmeyecek bir şeyin aslında Allah’ın imtihanı olabileceğidir. Bu durumları kaçırmamanın yolu da Allah’ı çok anmak, yanlışa sapmamak için tetikte bulunmak ve Kuran’ı anlayarak, üzerine düşünerek çokça okumaktır. Diğer bir önemli husus da bahsettiğimiz zorluklardan ve Allah’ın hepimizi sürekli imtihan ediyor olmasından hareketle şunu unutmamaktır: Zorluklar, sıkıntılar olacaktır. Bu dünyaya, Allah’ın ölümden sonraki hayatta inanan, sevdiği kullarına vaat ettiği cenneti yaşamaya değil cenneti hak etmeye geldik.