4 dilli ve İpad'li imam, açığa alındı,Dini Sohbet

29 Temmuz 2012 Pazar – 14:29
Türkiye’nin en popüler imamı Selman Okumuş’un görevi tehlikede… Camide toplanan paraları zimmetine geçirmek ve gayrimeşru ilişkiye girmek iddialarıyla suçlanan 4 dilli ve İpad’li imam Okumuş, açığa alındı. Okumuş hakkında idari soruşturma da başlatıldı.

İSTANBUL – – Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın twitter’dan ‘Hutbeyi tablet bilgisayarından okuyan İmam Selman hoca iletişim uzmanı’ diyerek övdüğü Kılıç Ali Paşa Camii İmamı Selman Okumuş hakkındaki ciddi iddialar nedeniyle idari soruşturma başlatıldı.
4 dil bilen, bir cuma namazında hutbeyi İngilizce okuyan, hutbelerde İPad kullanan, teknolojiyi yakından takip eden çift ‘master’lı Kılıç Ali Paşa Camii’nin 35 yaşındaki imamı Selman Okumuş hakkındaki iddialar nedeniyle açığa alındı. Kamuoyunda ‘The İmam’ olarak tanınan Okumuş’un ‘Cuma namazı sonrası cemaatten toplanan paraların bir bölümünü zimmetine geçirdiği ve gayrimeşru ilişki yaşadığı’ iddiaları üzerine idari soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

MÜFETTİŞ RAPORU OLUMSUZ
Halen süren idari soruşturma çerçevesinde iddiaların kesinlik kazanması halinde Okumuş’un imamlığı da tehlikeye girebilir. İddiaların yalanlanması halinde ise Okumuş görevine dönebilir.
Soruşturma kapsamında, Diyanet İşleri Başkanlığı’na gelen şikayetler üzerine başkanlık bir müffettiş görevlendirdi. Müfettiş raporunda ilk etapta iddiaların doğru olduğu yönünde görüş belirtildi. Bunun üzerine Okumuş, Ramazan ayının başlamasının hemen öncesinde açığa alındı.
Diyanet İşleri Başkanlığı Okumuş’un açığa alınmasının ardıdan camide bir başka imamı görevlendirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı uzun süreden bu yana İmam Selman Okumuş’un bu kadar kamuoyunun gözü önünde olmasını istemeyen tavrıyla dikkat çekiyordu. (AKŞAM)

Nefsanî işin sonu, Rahmanî olmaz,Dini Sohbet

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir genç, bir zata gelip, (Efendim, ben Allah rızası için evlenmek istiyorum) der. O zat da, (Cenab-ı Hak sana, arzuna uygun bir kız nasip etsin!) diye dua eder. Allahü teâlâ, gencin hâlis niyetini ve o mübarek zatın duasını kabul eder. Allah rızası için gelen, muradına erer. Çok saliha bir kızı Allahü teâlâ ona nasip eder. Bu, her iki taraf için de büyük bir nimettir. Her işini besmeleyle yapan, namazını kılan, tesettüre riayet eden, Allah’tan korkan bir hanıma kavuşmak nimet olmaz mı? Kendisini ve hanımını haramlardan koruyan koca da, hanım için büyük nimettir. Kızın babası da mesuttur, bahtiyardır, çünkü (Kızını fâsıka veren melundur) hadis-i şerifinde bildirilen duruma düşmüyor.
Eğer bir ana baba, kızını vereceği kişiye, dininden önce onun mesleğini ve parasını soruyorsa, o kızın hayatı sönmüştür, bitmiştir. Ana baba da ölünceye kadar ondan hayır görmez. Çünkü vasıtanın istikameti değişti. İstikamet Cennet iken, dünyaya döndü. Mesleğini, dünyalığını sormak, nefsanî bir harekettir. Nefsanî hareketin sonu, Rahmanî olamaz. Allahü teâlâ bir hadis-i kudside, (Nefsinize düşman olun! Çünkü o nefsiniz bana düşmandır) buyuruyor. Yani nefsine uyan, nefsanî hareketler peşinde koşan, Allah’ın düşmanı olur.
Karşı tarafın şunu bunu istemesi yüzünden, evlilikler daha başlamadan bozuluyor. Dindarlığını düşünmeden, malı mülkü olana kızlarını veriyorlar, ama 7-8 ay sonra hem de, sopayla, dayakla boşanıyorlar. Kendimize gelelim, dindarlıktan başka üstünlük aramayalım. Hazret-i Ömer buyuruyor ki: (Müslüman olmak, kemal noktasıdır. Müslüman olmanın üstünde, hiçbir itibar ve şeref yoktur. Kim Müslüman olmak şerefinin dışında, herhangi başka bir şeyde, izzet ve şeref ararsa, Allah onu mutlaka rezil eder.)
Mübarek zata biri, (Efendim bir hırkanızı da bana verseniz, memleketimde talebe yetiştireyim) demiş. O mübarek zat da, (Bir merkebe benim hırkamı giydirsen, o merkebin kafasına benim külahımı koysan, bu merkep, merkeplikten çıkar mı?) demiş. O da, (Çıkmaz efendim) deyince, buyurmuş ki: (Eğer sen hırkama ve takkeme gönül bağladıysan, sana onu versem de, külahımı başına geçirsem de, sen yine aynı kalırsın. Sen gel de, önce dinini doğru olarak öğren ve hakiki Müslüman ol!)

Teravih namazı,Dini Sohbet

Sual: Teravih namazı nasıl kılınır? CEVAP: Peygamber efendimiz, 3-4 gün teravihi cemaatle kıldırdı, daha sonra evden çıkmadı. Sebebi sorulunca, (Teravih namazının size farz olacağından korktuğum için, evden çıkmadım) buyurdu. (Buhari)
Teravihin 20 rekât oluşu ve cemaatle kılınması hadis-i şerifle bildirilmiştir. Sünnet olduğu icma ile sabittir. Peygamber efendimiz, teravihi, 8, 12 ve 20 rekât olarak da kılmıştır. İbni Abbas hazretleri bildiriyor ki:
Resulullah, yatsıdan sonra, vitirden önce, yirmi rekât namaz kıldıktan sonra, (Ramazanda 20 rekât teravih namazı kılanın, yirmi bin günahı affolur) buyurdu. (İbni Ebi Şeybe)
Teravihin 20 rekât olduğuna inanmayanın bid’at ehli olduğu Nur-ül-izah şerhinde de yazılıdır.
İmam-ı a’zam hazretleri, (Teravih namazı müekked sünnettir. Hazret-i Ömer, teravihin 20 rekât olarak cemaatle kılınmasını kendiliğinden ortaya çıkarmadı. O, elindeki sağlam esasa, yani Resulullah’ın sünnetine dayanarak emretti) buyuruyor. (El-İhtiyar)
Resulullah teravihi hiç kılmasa bile, Hulefa-i raşidinin yani dört halifenin kılması, sünnet olması için kâfidir. Hadis-i şerifte, (Sünnetime ve Hulefa-i raşidin’in sünnetine sımsıkı sarılın) buyuruldu. (Buhari)
Teravihin cemaatle kılınması, sünnet-i kifâyedir. Yani bir mahallede cemaatle kılınınca, diğerleri evde kılsa da, sünnet ifa edilmiş olur. Erkeklerin camide cemaatle namaz kılmalarının, evde kıldıkları namazdan 27 derece daha fazla sevab olduğu, kadınların ise, evde namaz kılmalarının, camide namaz kılmalarından daha çok sevab olduğu hadis-i şeriflerle bildirilmiştir. Kadınlar, cemaatle namaz kılmak için camiye gidemez.
Kadınların beş vakit namaz için veya cuma, teravih ve bayram namazları için, camiye gitmeleri caiz değildir. (Redd-ül-muhtar)
Teravih namazı iki veya dört rekâtta bir selam vererek kılınır, fakat iki rekâtta bir selam vermek daha iyidir. Teravih namazını on rekâtta bir selam vererek iki selamla bitirmek mekruhtur. Şâfiî’deyse hiç sahih olmaz. Teravih, vitirden önce kılınır. Vitirden sonra da kılmak caizdir.
Ta’dil-i erkân, Hanefî’de vacib, Şâfiî’de ise farzdır. Bunun için ta’dil-i erkâna riayet etmeli, teravihi hızlı kılmamalı.