Peygamber Efendimiz( s.a.v) i rüyada görme duası

Peygamber Efendimiz( s.a.v) i rüyada görme duası
28 Nisan 2012 TurK-MeN Dualar, 0

Peygamber Efendimiz( s.a.v) i rüyada görme duası
Peygamber Efendimiz( s.a.v) i rüyada görme duası Mumsema PEYGAMBERİMİZ’İ RÜ’YADA GÖRME DUÂSI

Resûlüllah Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz’i rü’yada görmeyi hemen her mü’min can ü gönülden arzu eder Ancak, çok az kimseler buna muvaffak olur Çünkü, Resûlüllah’ı görmenin ilk şartı, sünnetine sıkı sıkıya bağlı olmak, hayatı sünnet üzere devam ettirme azim ve aşkında olmaktır Ayrıca, haramlardan uzak kalmak, farzları mutlaka yerine getirmek de Resûlüllah’ı görmenin ilk şartlarındandır Böylece büyük günahlardan kaçınan mü’min, Resûlüllah’ı görmek için aşk derecesinde bir arzu ve alâka duymaya başladığı günlerde çok çok salât ü selâm getirmeli, yatarken de ısrarla ve devamla şu duâyı okumalıdır: “Allahümme Rabbe’l-beldeti’l-harâm, ve’ş-şehri’l-haram Ve’l-haremi’l-haram Ve’r-rükni ve’l-makam İkra’ alâ Nebiyyinâ Muhammedin Aleyhissalâtü vesselâm minne’s-selâm” “Ey haram beldesinin, haram ayının, haram olan haremin ve rükn ile makamın Rabbi olan Allah’ım, Nebîmiz Muhammed Aleyhisselâm’a benden selâm ulaştır ve ona olan sevgi ve hürmetimi duyur” Bu duygularla okunmaya devam edilen duâlar, günün birinde te’sirini gösterir, büyük bir günah ve hatası yoksa, Resûlüllah kendisine inşâallah görünür Şayet görmezse, buna rağmen alâka ve ümidi devam ederse, âhirette kendisine çok yakınlık gösteren Resûlüllah şöyle hitab eder: – Sen beni öylesine seven ümmetimsin ki, beni görmeyi arzuladın göremedin, ama buna rağmen alâkanı kesmedin, ümidini yitirmedin Senin alâkan samimi, ihlâsın kavîdir Devam ettirdiğin sevgi ve hürmetinin karşılığını görme zamanın gelmiştir, sana şefaatım vâcib olmuştur Gel, şefaatıma lâyık olanların arasına gir Mâneviyat büyükleri verdikleri misâllerinde derler ki, yatarken tuzlu yiyen gece uykuda ciğeri yanınca nasıl kendini hep soğuk suların başında görürse, Resûlüllah’ın aşkıyla insanın ciğeri yanmalı ki rü’yasında O’nu görebilsin Basit bir arzu, cılız bir istek kâfi değildir bunun için

dini sohbet, islami sohbet, dini forum, islami forum

Tevbe İstiğfar Duâları, dini sohbet, islami sohbet

Tevbe, istiğfar duâlarının manası, yaptığımız bütün günahlara pişmanlık duyduğumuzu ifade etmemiz, bundan sonraki hayatımızda bir daha böyle günah ve kusurları işlemeyeceğimize Rabbimize söz vermemizdir.
Günah ve kusurlarına pişmanlık duyup, üzüntü ve elem hisseden mü’min, önce şu istiğfar duâsını huşû ve hudû ile okur:

“Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmü ve etûbü ileyhi, tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. Ve es-elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ, innehû, hüve’t-tevvâbü’r-rahîm.”
“Yâ Settere’l uyûb, Yâ gaffare’z-zünûb! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine nadim oldum, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında sayılarını bilemeyeceğim kadar çok Peygamber gelmiş, İlâhi kitapları tebliğ etmişlerdir. Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur’ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’dır.”

“Amentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve Rusulihi ve’l-yevmi’l-âhiri ve bi’l-kaderi, hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-bâsü bade’l-mevt. Hakkun, eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh.”

dini sohbet, islami sohbet, dini forum, islami forum

Modern Tesettür Tuzağı, dini sohbet, islami sohbet

Bir toplumda, milli kültürün ve öz değerlerin zayıfla/tıl/mışlığı, öncelikle o toplumun genel görünürlüğü açısından, kıyafetlerinde kendisini ele verir Batılılaşmayı, Batı medeniyetine iltica etmeyi “yol” olarak benimseyenler de öncelikle Batı’nın giyim-kuşamına bürünürler(1) Zamane gençliğinin kendinden geçmiş, garip kıyafetlerini ve tamamen batı özentisi diken gibi jöleli saçlarını, ne kadar yadırgasak da, insan gözü zamanla kötüye de alışıyor demek ki onlar da artık takılmıyor gözümüze…Gençlerdeki bu, iman, ahlak, örf ve gelenek eksikliğinden hasıl olan gariplikler, aslında bir boşluğun aslıyla değil taklidiyle doldurulmaya çalışılmasından kaynaklanmaktadır Özelde ailede, genelde ise toplum içinde kendilerine doğru örneği bulamayan ya da bulduğu halde televizyon, internet vs kitle iletişim araçlarından bir virüs gibi yayılan “Avrupa en iyisidir, onların yaptığı en doğrudur, çağdaşlık ancak Avrupa’lılara benzemekle olur!”türünden telkinlerin etkisiyle bu yabancı fikriyatın peşine takılan gençlik, aslını inkar etmeyen ama olanca gücüyle kendinden olmayana benzemeye çalışan, ne doğuya ne de batıya ait olmayan , arada sıkışıp kalmış bir nesil görüntüsü vermektedir

Bu değişim, etkileşim ve diğerlerine benzeşme, maalesef, kendine din olarak İslam’ı benimsemiş ve benimsediği dinin emrini yaşamaya çalışan Müslüman kadını da ağına düşürmüştür Büyük üzüntüyle Müslüman kadının geçirdiği başkalaşım sürecini izlemekteyiz hayatın her alanında…Sokakta, çarşıda, pazarda, düğünlerde, televizyon programlarında, konserlerde(!)

“Tesettür modası” denilerek,(güya)hem örtülü hem de modern(!) görünmek isteyen “elit” (İslam’da da böyle sınıflar oluşturma derdine düştüler şimdi de)Müslüman hanımlar için, Rus mankenlerin bolca makyaj ve alımlarıyla, düzenlenen tesettür defileleri gün geçtikçe artmaktadır Tesettür modası adı altında Anadolu’nun muhafazakar ve milliyetçi ailelerinin kızları , bu modadan etkilenerek, ortaya dini bağlamından kopuk, inanç eksenli tesettürle hiçbir ilgisi olmayan, melez bir giyim kültürü çıkmıştır(2) Örtülü(!) dediğimiz kızlarımızın birçoğunda, gerçek manasıyla tesettür nerdeyse kalmamıştır Örtüyü ya da tesettürü, tek bir renge ya da belli kalıp bir kıyafete bağlayıp “bunun dışındakiler tesettür değildir” diyenlerden değiliz ama özellikle son zamanlarda artan “Bu ne biçim bir örtünmedir” diye hayretle izlediğimiz, sanki İslam’ın tesettür ve hicap emriyle adeta dalgasını geçen bir tuhaflıkla zaman zaman maskaralığa dönüşen, garip kıyafetler karşısında da üzülüyoruz

Belli/ belirgin odaklar tarafından bilinçlice, üstünde oynanan oyunlardan bihaber, derdi sırf güzelleşmek, dikkatleri üstüne çekmek olan örtülü hanımlar tarafından da safiyane bir bilinçsizlikle, tesettürün asıl vermesi gereken mesajı değiş /tiril/ miştir “Ben Allah’tan korkan bir müslümanım Kıyafet tercihimle ilan ediyorum ki, yabancı erkeklerin bana bakmasını istemiyorum” diyen bir tesettür anlayışı yerini; gözalıcı renk ve desen armonisi içinde, makyaja uygun başörtüsüyle, daracık ve kısa pardesülerle, ince topuklu, pırlanta taşlı, açık ayakkabılar eşliğinde, cazibe merkezi olmaya aday bir anlayışa terk etmiştir

Oysa ki, Medine’de Yahudi Beni Kaynuka oğullarının, hazmedemedikleri İslam’ın tezahürü olarak gördükleri ve saldırdıkları ve bunun neticesinde Peygamberimiz’in ve sahabelerin uğruna savaş verdiği örtü , bu değildi
Maraş’ta, namahremden korunulmaya çalışılan, Sütçü İmam’ın canından kıymetli görerek canını verdiği örtü , bu değildi
Asırlardır dünya üzerindeki İslam topraklarında ve Osmanlı’da Müslüman kadının örttüğü örtü , bu değildi
Nur 31’de, Ahzab 59’da Allah’ın mümine hanımlara emrettiği örtü de , bu değildi

Tesettürün asıl amacını (inanın bizden bile daha iyi) bilen İslam düşmanları, tesettürü kökünden yok edemeyeceklerini düşündüklerinden olacak , “bu konuyu nasıl bulandırırız da asıl manasından uzaklaştırabiliriz” i formüle edip “moda, kadına özgürlük, modernlik” yemleriyle, bu konuda yeterli bilgi ve sağlam imani temeli olmayan müslüman kadını ağlarına düşürmüşler, bunun neticesinde de, maal-esef amaçlarına ulaşmışlardır Tesettür(!) firmalarının ürün katalogları ve podyumlardan sonra sokaklarda, mahallemizde, en yakınımızda arz-ı endam etmeye başlayan “örtülü tesettürsüzler”in sayıları arttırmıştır Ve ne yazık ki gitgide de çoğalmaktadır

Halbuki tesettür kadını güzelleştirmek için değil bilakis güzelliğini örtmek için farz kılınmıştır Şu unutulmamalıdır ki, bir kadın, sırf kendisini güzelleştiriyor, kendisine yakışıyor diye örtünüyorsa , onun başında ayet değil bir bez parçası bulunuyordur Tek rehber ve yol gösterici önünde en güzel örnekken, onun düşmanlarının körü körüne takipçisi olmak hiçbir mümine hanıma yakışmaz Kendisini Müslüman olarak niteleyen bir hanımın amacı; O’nu Yaradan’ın emrini yerine getirerek rızasını kazanmaksa şayet, bunu en doğru şekilde nasıl yapabileceğini iyi öğrenmesi, şuurlu bir şekilde emre sarılması gerekmektedir Bu bağlamda, biz müslüman hanımlar olarak öncelikle yapmamız gereken, bize tesettürü emreden Rabbimiz’in, konuyla ilgili bize özel hitaplarını yani hicab ayetlerini tekrar tekrar dikkatle okuyarak, Rabbimizin bizden ne istediğini iyi idrak etmek olacaktır Zira O’nun emri sadece başımıza bir örtü sarmak değildir

Tesettür bir bütün olarak, hicab, iffet, haya vs duygularıyla kuşatılmış “takva elbisesi”yle birlikte yaşanmadığı müddetçe anlamını yitirecek, karşı cenahtakilerin dahi garipsediği, alay ettiği garip (tesettürlü!) kıyafet biçimleri artmaya devam edecektir Fakat başörtüsüyle birlikte asıl kuşanılması gereken takva elbisesine bürünüldüğünde, zamanın fitnelerinden kurtulup tekrar ayetlere dönüldüğünde ve vahiy hayatın tam ortasına taşındığında ise kaybetttiğimiz tesettürün ruhu geri gelecektir inşAllah

selam ve dua ile

dini sohbet, islami sohbet, dini forum, islami forum