Allah’tan Başkası Adına Kesilmiş Olanı Yememek

Kurban Bayramınız Kutlu Olsun”
Kitapta yenilmesi haram kılınan yiyecekler dört madde altında sıralanıyor. Domuz eti, kan, leş ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar. Bunların yanında bir yiyeceğin/içeceğin pis olmaması ve yiyeceğin/içeceğin sarhoşluk vermemesi de kitapta anılan ve dikkat edilmesi gereken hususlardan…Bunlar herkesin bilgi sahibi olduğu şeyler.
Domuz ETİnin haram olduğunu bilmeyen yoktur. Kan ve leş de milyonda bir ihtimalle bile olsa yanaşılacak şeyler değil. Burada da sorun yok. Gelip tıkandığımız nokta “Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar” olarak problemmiş gibi görünüyor. Bu yüzden helal kesim vesaire gibi bir seri vesveseyle yeme işimiz de zorlaştırılıyor. Klasik bilgilerimizle bu kısıtlamaya yaklaştığımızda aklımıza şu soru geliyor? “Kimin Besmele çekip çekmediğini nereden bileceğiz?”
Kendimize bu soruyu sormamızın başlıca nedeni bu güne kadar duyduğumuz, alıştığımız ve gördüklerimiz. Biz sadece besmeleye odaklanıyor ve İslami denen usulleri arıyoruz. Peki kitapta “ehli kitabın kestikleri de size helal kılındı” dendiğine göre mesele sadece “besmele” çekilmesi ve/veya ilk anladığımız şekliyle İslami kesim konusu olmasa gerek. Marketten paketlenmiş şekilde aldığınızın tavuğun besmele ile kesildiğine emin misiniz!!!
Yani öncelikli mesele başkalarının adına kesilen hayvanların haram olması gibi görünüyor. İsterseniz en temiz hayvanı bin besmele çekerek kesin, bu hayvan birilerinin ayağına kesiliyorsa haram değil midir? Eski dönemlerde çoğunlukla putlar adına kesilenler söz konusuydu belki. Bugünse şeyhe yaranmak için, valiyi karşılamak için, başkanı övmek için, insani makamlara saygı için, zorbanın zulmünden korunmak için kesilenler olabilir mi? Kaz gelecek yer için esirgenmeden boğazlananlar olabilir mi? Kesilirken Allah’ın berisinde beşerin de adının anıldığı hayvanlar olabilir mi!!!
En doğrusunu elbette Allah bilir. Konuyu bitirirken… Önümüzde bayram var. Bayramda gezelim, yiyelim, içelim, görüşelim ve barışalım elbette… Ama bunların çoğunu yapamayanları unutmayalım. Kurban bayramını sadece hayvan kesip ziyafet çekme bayramı değil de… Kurban değil de… GARİBAN BAYRAMIna dönüştürebilenlere ne mutlu. Yazıyı bitirirken hiç dallandırıp budaklandırıp uzatmayayım… Bu vesile ile bayramınızı tebrik ediyor, daha güzel günlere köprü olmasını, Allah’tan diliyorum.

Biraz Cesaret Lütfen

Ben bu tür sitelerin varlığından haberdar olmadan önce kafamı kurcalayan birçok soru ve kuşkular vardı. Nedense oturup da bu soru ve kuşkularıma bir cevap arama zahmetine giremiyordum. Daha doğrusu kitaplara bu konularda yazan kaynaklara ulaşmak çok da kolay değildi. Günümüzde ise bir tıkla denir ya işte her türlü bilgiye ulaşmak mümkün oluyor. Kafamda ki sorular; neden her mezhepte bazı uygulamalar farklı, namaz kılıyorum ibadet ediyorum ama neden içim rahat değil ve daha birçok soru. Bir gün Kuranın mealini baştan sona okumaya karar verdim ve okudum. Ama sanki Arapçasını okur gibi yani anlamak üzere değil de okumuş olmak içindi sanki. Belki de bu okumamın karşılığı olarak sonra daha çok meal okumaya başladım ve gördüm ki namaz da sesin tonu nasıl olmalı, abdest nasıl alınır resmen tarif edilmiş. Yani benim hocalara sorduğum soruların cevabı Kuran da varmış zaten. Bunun üzerine daha da bir anlamaya çalışarak okumaya başladım ve halen devam ediyorum. İnşallah Allah anlamayı daha çok nasip eder.
Mesela okuduğum bir ayette grup grup olmayın diyordu Allah. Ama baktığımda grup grup, cemaat cemaat bölünmüş olduğumuzu ve resmen ayete karşı geliyor olduğumuzun farkına vardım. Araştırmalarım neticesinde mezheplerin çıkışını, mezheplerin din de neyi baz aldıklarını görmeye başladım ve birçok şeyin Kurana uymadığını gördüm. Ama bir taraftan da yüzyıllardır uygulanagelen kuralların dışına çıkmam, bazı şeyleri reddetmem gerekiyordu. Yani sadece Kurana uyularak din olur muydu? Kuranı okuyup Allah’ın Kuranı anlamamız için bizlere indirdiğini ve Kuranın apaçık eksiksiz olduğunu bildirmesi beni cesaretlendirdi. Şimdi daha çok araştırıyorum ve okuyorum. Ha bazı insanları da karşıma almadım değil hem de en yakınlarım, onlar benim doğru yolda olmadığımı bunun böyle olamayacağını söylüyorlar. ancak anlayarak ve bilerek kendin karar verince asıl Kurana uyulması zorunluğunun ortaya çıktığı da gün gibi aşikar. Allah’a her namazda dua ediyorum ”Allah’ım beni doğru yoldan ayırma ”. Çünkü bu dünya geçici ve ebedi bir hayat bizi bekliyor. Allah’ın bizi nelerden sorumlu tutacağını bilirsek ve ona göre davranırsak birçok problemin ortadan kalkacağına eminim. Allah cümle Müslümanlara aklını kullanmayı, Kuranı anlayarak okumayı ve ilim sahibi olmayı nasip etsin.

Biz Ne Yapıyoruz

Biz Ne Yapıyoruz

Peygamberimizin döneminde zenginler fakirleri her bakımdan buna iman da dahil hor görme eğilimindeyken, günümüzde her iki taraf için bu geçerli hale geldi;
Zenginler inanan fakirlerin cahil, kültürsüz ve çaresiz olduklarını iddia ederek inançlarını buna bağlarken, fakirler de zenginlerin hayatın nimetlerinden en üst düzeyde faydalanan, hiç bir şey umurunda olmayan zevk- sefahat içinde ‘Allah’ın sevgili kulları’ olduklarını iddia edip inanmalarını buna bağlıyorlar. Tam tersi de geçerli.
Aynı iddialar sebebiyle zenginler fakirlerin inandığı şeye inanacak olurlarsa aşağı konuma düşeceklerini, İslam’ın onların böyle yaşamasına sebep olduğunu ve kendilerine bahşedilen tüm nimetlerden (eğitim, mal, çevre gibi ) yoksun olmalarına sebep olacağını bu sebeple de İslam’ın kendilerine hitap etmediğini düşünmekteler. Bu insanları da aşağılamaktalar. Fakirler ise zenginlerin bu güzellikleri elde etmesinin yanlış olduğunu, ya da böyle güzelliklere, inanan insanların sahip olamayacağını / olmamaları gerektiğini düşünmekteler. Kendilerince adaletsiz buldukları bu ortamın içindekilerin İslam’ı yaşamaya çalışmalarına iki yüzlülük sahtekarlık olarak bakmakta, onların dini gerçek olamaz, refah içinde kulluğu herkes yapar onlar samimi olamaz gibi düşüncelerle o kişileri ve onların inançlarını aşağılamaktalar.
Her iki tavırda da Allah’ın adil olmadığı düşüncesi, eğer bu kişiler İslam inancı üzere iseler çarpık bir kader anlayışı, karşı tarafa hoşgörüsüzlük ve onları küçümseme, kendinin daha samimi Müslüman olması gerektiğini düşünme yani kendini üstün görme gibi, Kur’an’daki pek çok ayete ters düşen durum vardır. Bu tür bir durumda bu insanların birbirine hayır dileklerde bulunması, zenginin-fakire fakirin-zengine tebliğ yapması söz konusu olamamakta, birbirlerinin ilminden mutluluğundan faydalanamamakta, ayrılığa düşmektedirler. Tabi ki bunlar da Kur’an’ı Kerim’de müminlerin uygulaması tavsiye edilen/istenen davranışların tam tersidir.
Sadece zengin fakir arasında da değil tabi ki bu ön yargılı ve kendini üstün tutan yaklaşım. Okuduğu okula göre, giydiği kıyafete göre, içinde bulunduğu topluluğa/ cemaate göre, güzel/az güzel oluşuna göre, konuştuğu dile göre, yaratıldığı ırkına göre, okuduğu kitap sayısına göre, yaşına göre, daha sayın gitsin… Kısacası kafalarındaki mümin imajına ve kriterlerine göre insanları yargılıyor, hüküm veriyor ve hatta bu hükümleri uyguluyorlar. Ağza alınmayacak söylemlerde bulunuyor, onlarla alay ediyor, onları çekiştiriyor, üstüne de ahirette bulunacakları makamın da iddiasında bulunuyorlar. İman hakkındaki hükmü verecek tek yetkilinin Allah olduğunu unutmuş gibi.
Kur’an’da Resulullah’a gelen bir uyarıdan öğrenelim:

“Sırf Allah’ın rızasını dileyerek sabah akşam Rablerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde zalimlerden olursun.” (Enam Suresi 52. Ayet)
“«Aramızdan Allah’ın kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler de bunlar mı!» demeleri için onların bir kısmını diğerleri ile işte böyle imtihan ettik. Allah şükredenleri daha iyi bilmez mi?” (Enam Suresi 53. Ayet)

Evet Allah müminleri daha iyi bilmez mi? O yüzden hakikatin talibi olmak, mümin olmaya çalışmak, aydınlanmak ve çevreyi aydınlatmaya çalışmak gerekir. Hakikat her kimin elinde ağzında gönlünde ise o hakikati arayıp bulmak, ön yargılardan kurtulmak, kendi helakine sebep olacak davranışlardan kaçınmak gerekir. İman ettiğini söyleyen hiç bir kimseye Allah’ın bu uyarılarını unutarak davranmamak gerekir. Eğer hatası varsa o kişiye en güzel biçimde doğrusunu öğretmek, o kişinin imanının artması için dua etmek gerekir.

“Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: ‘Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tövbe eder ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir.’” (Enam Suresi 54. Ayet)

Allah en doğruyu bilendir. Sonsuz kudret sahibidir.

İmam Hadi’den (as) İki Büyük Mucize

Bir kişi Samarra şehrinde vitiligo (alaca) hastalığına yakalanmıştı. Öyle ki yaşamı ona artık ıstırap vermekte ve rahatsız olmaktaydı. Bir gün Ebu Ali Fahhari adındaki bir arkadaşı ona: “Eğer imam Hadi’nin (aleyhi selam) yanına gidersen ve ondan senin için dua etmesini istersen inşallah hastalığından kurtulursun.” Dedi.
Hasta adam bir gün imam Hadi’nin (aleyhi selam) Mütevekkil’in evinden döndüğü sırada yolunun üzerinde oturur. İmam Hadi’yi görür görmez ayağa kalkar ve dua etmesi için yaklaşmak istediğinde İmam Hadi (aleyhi selam) üç kere ona şöyle buyurur: “Allah sana afiyet inayet etsin.”
Ebu Ali Fahhari, hasta adama: “İmam daha ondan istemeden senin için dua etti. artık gidebilirsin. Kesinlikle en kısa zamanda iyileşeceksin.” Dedi.
Hasta adam evine geri döndü. Gece uyudu ve sabah kalktığında artık hastalığından bir eser kalmamıştı.
İmam Hadi’nin Gaybi Orduları
Bir gün Abbasi padişahlarından Mütevekkil Samarra’daki sayısı 90 bin olan Türk askerlerine atlarının ot kaplarına kırmızı güller doldurmalarını ve büyük bir meydanın ortasına boşaltmalarını emreder.
Güller yığıldıktan sonra adeta bir tepe şekline dönüşür. Mütevekkil tepenin üstüne çıkarak imam Hadi’yi de yanına çağırarak şöyle söyler: “Seni, ordularımı seyretmen için çağırdım.”
Mütevekkil’in ordusu askeri elbiseler giymiş ve ellerinde kılıçlarla bekliyorlardı.
Mütevekkil’in bunu yapmaktaki amacı, ona karşı kıyam etmek isteyenlere gözdağı vermekti. Daha büyük amacı ise İmam Hadi’nin (aleyhi selam) yakınlarından birine kıyam etme emri vermesinden korkuyordu.
İmam Hadi (aleyhi selam) Mütevekkil’e şöyle buyurdu: “Benim de ordularımı sana göstermemi ister misin?”
Mütevekkil: “Evet, isterim” dedi.
Bunun üzerine İmam Hadi (aleyhi selam) dua etti. Ansızın gökle yer arasında, doğuyla batı arasında silahlı melekler görüldü.”
Mütevekkil, bu sahneyi görür görmez öylece bayılarak yere yığılır. Kendisine geldikten sonra, İmam Hadi (aleyhi selam) ona şöyle buyurdu: “Bizim dünyada seninle bir çatışmamız yoktur. Ahiret emri için meşgulüz. Korkma ve beyhude bize karşı kötümser olma.”[1]
—-
[1]- Biharu’l Envar, c. 50, s. 158, Haraiç Kitabı 44. madde,

islam, islami sohbet, dini sohbet, dini chat, nur sohbet,dini sohbet odaları, islami sohbet odaları, dini sohbetler, islami sohbetleri

Çocuk Düşürme Tehlikesi Olan Kadın İçin Dua

Tıbb’ul-Eimme’de bu ayetlerin yazılıp hamile kadının üzerine asılması rivayet edilir:
“Ve lebisû fî kehfihim selâse mieti sinîne vezdâdû tis’an, gulillâhu e’lamu bi-mâ lebisû. Lehu ğeyb’us-semâvâti ve’l-arzi ebsir bihi ve esmi’ mâ lehum min dûnihim min veliyyin vela yüşriku fî hukmihî eheda.”
Anlamı:
“Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve bu yıllara dokuz yıl daha kattılar. De ki, ne kadar yatıp kaldıklarını Allah daha iyi bilir; Onundur göklerdeki ve yeryüzündeki gizli şeyler. Tam görüştür onu görüşü ve tam duyuştur duyuşu. O’ndan başka bir dost ve yardımcı da yoktur. Hükmüne hiç kimseyi ortak etmez. [1]
—-
1-el-Hacat , 189
—-
“Kuran ve Ehlibeyt Kaynaklı Dualar” kitabından alıntıdır.
Derleyen: Hürriyet Varol
Sayfa:79

islam, islami sohbet, dini sohbet, dini chat, nur sohbet,dini sohbet odaları, islami sohbet odaları, dini sohbetler, islami sohbetleri

Mesane Ağrısı İçin Dua

Muhammed b. Cafer el-Bursî, Muhammed b. Yahya el-Armanî’den; o, Muhammed b. Sinân es-Sinânî’den; o, el-Mufaddal b. Ömer’den; o, Muhammed b. İsmail’den; o, Ebû Zeyneb’den rivayet ediyor:
Mesanesindeki ağrıdan şikayet eden bir kardeşimize Ebû Abdullah es-Sadık (as) şöyle dedi: “Uyumadan önce üç defa ve uyandıktan sonra bir defa şu ayetler ile şifa ara.“
<<<>>>
Adam şöyle dedi: “Söylediklerini yaptım ve bir daha ağrım olmadı.”
———
“İmamların Tıbbı” kitabından alıntıdır.
Sayfa:50

islam, islami sohbet, dini sohbet, dini chat, nur sohbet,dini sohbet odaları, islami sohbet odaları, dini sohbetler, islami sohbetleri