Velayet Kavramları – İslami Sohbet

Bediüzaman Hazretleri ise “velî resûller” ile bu resûllerin içinden bir kişi olarak seçilen “devrin imanını” şöyle farklı iki ifadeye ayırır. “Velâyet” ve -i Kübra” olmak üzere. Bediüzzaman Hazretleri:“velâyet” kavramını bütün “velî resûller, velî mürşidler ve velîler” için,

kavramını da “devrin imamları” için kullanır.

Yani her devirde bir çok velâyet kademelerini tamamlamış, salâh makamına ulaşmış olan velî resûller, velî mürşidler vazifelidir, devrin imamı da aynı şekilde bütün velâyet kademelerini tamamlamış, salâh makamına ulaşmıştır. Fakat devrin imamı velâyet-i Kübranın yani en büyük veliliğin sahibidir. Zamanın kutb-u, velîlerin velîsidir ve zamanında Allah’ın tasarrufu altında olan tek kişidir.

Secde Suresinin 24. âyetindeki “eimmeten” ifadesi “imamlar” anlamındadır. Bediüzzaman Hazretleri, Mektubat’ta velâyet-i kübra’nın sahipleri olan devrin imamlarını: “velâyet-i kübrâ sahipleri olan sahâbe ve asfiya ve tâbiîn ve Eimme-i Ehl-i Beyt ve eimme-i müçtehidîn” olmak üzere yani hem ehl-i beytten olan veya ehl-i beytten olmayan devrin imamları olarak açıklamıştır. Bu devrin imamları, ister ehl-i beytten olsun, ister sahâbeden, tâbiînden olsun veya ondan sonraki bütün devrelerde olsun, her devirde velâyet-i kübranın sahipleridir.

Sahâbe ve tâbiînden bir misal olarak: Hazreti Ebu Bekir (R.A), Hazreti Ömer (R.A)

veya ehl-i Beytten bir misal olarak: Hazreti Ali (R.A), Hazreti Hasan (R.A), Hazreti Hüseyin(R.A.), Cafer-i Sadık (R.A) ve onlar gibi eimmeler yani imamlar,

ya da Ehl-i Beytten olmayan eimme-i müçtehidînden misal olarak da: İmâm-ı Rabbânî, İmâm-ı Gazâlî gibi her devirde devrin bir imamı vazifelidir ve onlar velâyet-i kübranın sahipleridir.

Bediüzzaman Hazretleri risalelerinde, “cadde-i kübra” tabirini bilhassa devrin imamları için kullanır ve velâyet-i kübranın yani en büyük velâyet makamının sahibi olan bu devrin imamlarının doğrudan doğruya Kur’ân-ın birinci tabakasında cadde-i kübrada bulunduğunu ifade eder. Buyurur ki:

İşte şu sırdandır ki, cadde-i kübrâ, elbette velâyet-i kübrâ (en büyük veliliğin) sahipleri olan Sahabe ve asfiya ve Tâbiîn ve Eimme-i Ehl-i Beyt ve eimme-i müçtehidînin (Kur’an ve hadisden hüküm çıkaran devrin imamlarının)caddesidir ki, doğrudan doğruya Kur’ân’ın birinci tabaka şakirtleridir. Mektubat | On Sekizinci Mektup | 86

Ve aşağıda da Peygamberimiz (S.A.V)’in varisleri olan ve velâyet-i kübrada bulunan Eimme-i Erbaa yani dört büyük mezhep imamı ve ayrıca Şah-ı Geylânî, İmâm-ı Rabbânî, İmâm-ı Gazâlî gibi devrin imamlarının rıza makamına yetiştiklerini söyleyerek; Cin Suresinin 26 ve 27. âyet-i kerimelerindeki (bir önceki sayfaya bakınız) resûllerden tasarruf rızasına ulaşan devrin imamlarına işaret eder. Çünkü onlar bütün resûllerin içinden şeçilmiş, tasarruf rızasına ulaşmış olan devrin imamlarıdır. Buyurur ki:

Belki Sahabe gibi, veraset-i nübüvvet (peygamberliğin varisliği) denilen velâyet-i kübrâda bulunan ve makam-ı rızaya yetişen Eimme-i Erbaa, Şah-ı Geylânî, İmam-ı Rabbânî, İmam-ı Gazalî gibi zatlara denilmeli. Mektubat | Yirmi Üçüncü Mektup | 270

Bediüzzaman Hazretleri her asırda Ebû Hanife, Şâfiî, Bâyezid-i Bistâmî, Şâh-ı Geylânî, Şâh-ı Nakşibend, İmâm-ı Gazâlî, İmâm-ı Rabbânî gibi hidayete erdiren devrin imamlarının bulunduğunu söyleyerek ve ayrıca risalelerin bir çok yerinde, “aktab, eimme-i verese, yani peygamberimizin varislik makamındaki devrin imamları, müceddid veya zamanın kutb-u, kutb-u a’zam kelimeleriyle yukarıdaki Secde Suresinin 24. ve Cin Suresinin 26, 27. âyet-i kerimelerine işaret etmiştir. Buyurur ki:

Şimdi, gel, üstünde döneceğimiz her asra birer birer bakacağız. Bak, nasıl HER ASIR, O ŞEMS-İ HİDÂYETTEN aldıkları feyiz ile çiçek açmışlar; Ebû Hanife, Şâfiî, Bâyezid-i Bistâmî, Şâh-ı Geylânî, Şâh-ı Nakşibend, İmâm-ı Gazâlî, İmâm-ı Rabbânî gibi milyonlar münevver (aydınlatan)meyveler veriyor. Sözler | On Dokuzuncu Söz | 218

Evet, zât-ı Ahmediyenin (a.s.m.) gayb-âşinâ kalbiyle,…..nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi (geleceği gören gözü), elbette Hazret-i Hasan ve Hüseyin’in arkalarında teselsül (zincirleme devam) eden aktab (zamanın en büyük mürşidi olan zamanın kutubları) ve eimme-i verese (peygamberimizin varisi olan devrin imamları) ve mehdîleri (insanları hidayete erdiren ve vesile olan hidayetçileri) görmüş ve onların umumu namına (hepsinin adına) başlarını öpmüş. Evet, Hazret-i Hasan’ın (r.a.) başını öpmesinden, Şah-ı Geylani’nin hisse-i azimesi var. Lemalar | Dördüncü Lem´a | 26

Kıyâmete kadar bütün devirlerde velî resûller vazifelidir ve Al-i İmran Suresinin 179. âyet-i kerimesine göre Allahû Tealâ, bu resûllerden sadece bir kişiyi devrin imamı olarak seçer ve gaybı, ayetlerin sırlarını, geçmişle, o anla veya gelecekle ilgili gaybı ona bildirir. Her devirde Allahû Tealâ tasarruf rızasına ulaşan bir resûlüne dilediği konularda gaybı bildirir. İradeleri Allah’a bağlı olan ve aşağıdaki Al-i İmran Suresinin 179. âyetinde buyurulduğu gibi, bütün kavim resûllerin içinden sadece bir kişi olarak seçilen Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in varisleri olan devrin imamları, Allah’ın tasarrufu altındadır.

72/CİN-21: Kul innî lâ emliku lekum darren ve lâ reşedâ(reşeden).

De ki: “Muhakkak ki; ben, size kendiliğimden ne bir zarar vermeye, ne de irşad etmeye malik (sahip, yetkili) değilim.”

3/AL-İ İMRAN-179: Mâ kânallâhu li yezerel mu’minîne alâ mâ entum aleyhi hattâ yemîzel habîse minet tayyib(tayyibi), ve mâ kânallâhu li yutliakum alel gaybi ve lâkinnallâhe yectebî min rusulihî men yeşâu fe âminû billâhi ve rusulih(rusulihî), ve in tu’minû ve tettekû fe lekum ecrun azîm(azîmun).

Allah mü’minleri; pisi, temizden ayırıncaya kadar, şu üzerinde bulundukları hâl üzere bırakacak değildir. Allah sizi gayb üzerine (gaybten) haberdar edecek de değildir. Fakat Allah, resûllerinden dilediği kimseyi seçer, (gaybı ona, o resûlüne bildirir). O halde, Allah’a ve O’nun resûllerine îmân edin. Ve eğer îmân eder ve takva sahibi olursanız, o zaman sizin için ECRUN AZÎM (büyük mükâfat) var.

Fakat her devirde İmâm-ı Gazâlî, İmâm-ı Rabbânî, Mevlânâ Hâlid Bağdâdî ve Said-i Nursî Hazretleri gibi bir devrin imamı vazifeli kılınmasına rağmen, Rabbimiz ilmin dilediği kadarını bildirir. Bu da imtihanın bir sırrıdır.

Her devrin imamına her şeyi açık olarak bildirmez. Bediüzzaman Hazretleri’nin Emirdağ Lahikasında söylediği gibi, her asır hidayete erdiren devrin imamları ve hidayete vesile olan velî mürşidler olmak üzere bir nevi mehdîler yani hidayetçiler bulmuştur. Fakat hiç biri AHİRZAMANIN BÜYÜK MEHDİSİ ÜNVANINI ALMAMIŞLARDIR. Çünkü Allahû Tealâ, Kur’ân-ı Kerim ilminin bütününü Hazreti Mehdi’de toplamıştır. Ancak onun ilmi ile önceki devrin imamlarının ilimleri ve anlaşılamıyan bir çok konular aydınlığa kavuşacaktır.

Önceki devrin imamlarının ilimleri gonca gül, Hazreti Mehdi’nin ilmi ise açılmış bir gül gibidir. Önceleri tomurcuk bir gül gibi kapalı olan hidayet kavramı, Hazreti Mehdi’nin ilmi ile gonca gülün açılması gibi açılmıştır ve kokusu bütün cihana dağılacak, bütün dünya hidayete erecek, hidayeti bütün dünya öğrenecektir. Allahu Teala Hazreti Mehdi’ye ilmi öylesine açık, anlaşılır bir şekilde öäretmiştir ki, ahir zamanda artık hiç bir şey sır kalmayacak, Kur-ân ilmi menbaından bütün dünyaya yayılacaktır.

Açıkladığımız gibi, bütün devrelerde ve kavimlerde resûller insanları hidayete erdirmeye vesiledirler. Fakat her devirde bu resullerin içinden tasarruf rızasına ulaşan sadece bir kişi huzur namazının imamı olarak seçilir. Her devirde bir devrin imamı yani bir kutb-u azam, kutb-ul aktab vazifelidir ve onun görevi hidayete erdirmektir. O da bir velî resûldür, fakat bütün resûllerin içinden seçilen, Allah’ın kendisine gaybı bildirdiği, hikmeti ve hikmetin ötesini açıklayan ve Allah’ın katında kılınan huzur namazının imamıdır.

iSLam, iSLami Sohbet, iSLami Chat, iSLami Sohbet Odalari, Dini Sohbet, Dini Chat, iSLami Bilgiler, Dini Bilgiler, iSLami Sohbetler, nur sohbet

Bir önceki yazımız olan Abdestli bulunmanın faziletleri başlıklı makalemizde Abdestli, bulunmann ve faziletleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Etiket(ler): , , , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Velayet Kavramları – İslami Sohbet için 1 cevap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.